21 EKİM 2017 CUMARTESİ

İBRAHİM KALIN'DAN KATAR AÇIKLAMASI

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Katar krizine ilişkin, 'Bir ülkeyi teröre destek vermekle suçlamak çok ciddi bir iddiadır ve ciddiye alınması


İBRAHİM KALIN'DAN KATAR AÇIKLAMASI
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Katar krizine ilişkin, "Bir ülkeyi teröre destek vermekle suçlamak çok ciddi bir iddiadır ve ciddiye alınması lazımdır. Ama iddia edenlerinde bunu ispatlayacak delilleri elbette ortaya koyması beklenir" dedi.

Kalın, Londra'da Müslümanlara yönelik kamyonlu saldırı ile ilgili olarak da Batı medyasını eleştirdi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Arap Gazeteciler Evi Derneğinin Yenibosna'da bir otelde düzenlediği iftar programına katıldı. Burada bir konuşma yapan Kalın, Batı medyasından İslam dünyasına karşı farklı bir algı oluşturulmak istendiğini belirterek, "Haberin akışından haberlerin bir hikaye haline getirilmesine kadar gazetecilik, haberciliğin medyanın her alanında bir takım perdelerin devreye girdiğini, bazı şeyleri tahrik ettiğini, hakikatı çok farklı bir şekilde ortaya çıkartmaya, bir algı operasyonuna çevirmeye başladığını görüyoruz. Örneğin 11 Eylül hadiselerinden sonra bütün dünyada İslam ve terör kelimelerini yan yana getirmeye çalışan medya söylemi, herhalde bir tesadüf sonucu ortaya çıkmadı. Çok sistematik bir şekilde yüzlerce yıl boyunca oluşturduğu bir öteki İslam algısını bu sefer modern bir dille terörle, şiddetle, kadına karşı şiddetle, ayrımcılıkla, baskıyla özdeşleştirmeyle bir yeni İslam algısı inşa etmektir. Komünizmin çökmesinden bu yana kırmızı tehdide karşı bir yeşil tehdit olarak İslam algısının ortaya çıkarıldığını gördük. Bu o kadar başarılı oldu ki bugün hala birçok Müslüman'ın bile aslında bu söylemlerden etkilendiğini görüyoruz. Acaba gerçekten bizim dinimizde böyle bir şey mi var diyorlar. Bunun psikolojik neticelerinden bir tanesi de her bir terör eylemi olduğunda içinde Müslüman isimli bir kişi geçtiğinde biz hepimiz çıkıp adeta dinimiz adına, kültürümüz adına bir izahta bulunmak, hatta özür dilemek zorunda bırakılıyoruz. Bu tavırları reddetmemiz lazım. Hıristiyan olan birisi nasıl bir terör eylemine bulaştığında hiçbir Hıristiyan çıkıp kendi dini adına özür dilemiyorsa, Müslümanlar da çıkıp özür dilemeyecek. İsmi Yahudi olan bir kişi çıkıp terör eylemi düzenlediğinde hiçbir Yahudi çıkıp Yahudilik adına özür dilemiyorsa, aynı şekilde Müslümanlar da özür dileyemeyecek. Bu baskıdan kurtulmak zorundadır. Ama medya algısı o kadar sistematik bir şekilde inşa ediliyor ki bunun etkisinden kurtulmak kolay değil" dedi.

"PKK İLE İLGİLİ İNŞA EDİLMEYE ÇALIŞAN BİR ALGI VAR"

Geçtiğimiz hafta terör örgütü PKK'nın düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden müzik öğretmeni Aybüke Yalçın'a değinen İbrahim Kalın, bu olayın Batı medyası tarafından haberleştirilmediğine dikkat çekti. "Kaç tane Batı medyası gazetesi, televizyonu acaba Aybüke'nin hikayesini anlatabildi" diyerek Batı medyasına tepkisini dile getiren Kalın, "Kaç tanesi sayfalarında yer ayırdı. Hiçbiri ismini zikretmedi. Neden çünkü bir müddettir. PKK ile ilgili inşa edilmeye çalışan bir algı var. O algı DEAŞ barbarlarına karşı savaşan özgürlük savaşçıları ve onun Suriye kolu üzerinden YPG ve PYD üzerinden bir PKK romantizminin hayata geçirilmeye çalışıldığını görüyoruz. Orada izlenen politikaları meşrulaştırmak için iyi pazarlanmış, iyi kurgulanmış bir PKK, PYD, YPG algısına ihtiyaç var. Bunu da medya dili üzerinden yapıyorlar" dedi.

Kalın, konuşmasında dün akşam Londra'da teravih namazı sonrası gerçekleşen saldırıya da değinerek, "Daha dün akşam Londra'nın kuzeyinde teravih namazından çıkan bir grup Müslümanın üzerine bir kamyonla saldırı düzenlendi. Saldırıyı yapan kişinin bugün tutuklandığı duyuruldu. Bu önemli bir adım. Fakat baktığınız zaman bu saldırıyla ilgili olarak bunun bir terör saldırısı olmasından ziyade yalnız hareket eden tek başına kurt imajının gene öne çıkacağını göreceğiz. Yani Müslümanlar söz konusu olduğunda bir anda sistematik hikaye haline getirilen onlarca, yüzlerce platformda tekrar edilen ve Müslümanlar'ın inancıyla, tarihiyle, kültürüyle ilişkilendirilerek ve derinlik kazandırılan bu analizlerin hiçbirisinin Müslüman olmayan teröristler söz konusu olduğunda yapılmadığını görüyoruz. Geçtiğimiz ay Amerika'da bir hadise daha yaşandı, tren istasyonunda iki tane Müslüman kadına tacizde bulunan bir Amerikalı beyaz ırkçı terörist diğer iki kişinin müdahalesi neticesinde onlara saldırdı. Orada üç kişi hayatını kaybetti ve bu kişi mahkemede yaptığının Amerika için, özgürlük için, vatan için yapılmış bir eylem olduğunu söyledi. Beyaz ırkçılık üzerine kurulu bir terör eylemi var, Amerikalılar gene çıkıp buna bir terör eylemi demediler. Bir nefret suçudur dediler. Tersi olsaydı o öldüren kişinin ismi Müslüman olsaydı biz o kişiyle ilgili, onun geçmişiyle ilgili, sosyal medyadaki paylaşımlarıyla ilgili, gittiği camiyle ilgili onlarca detay okurduk. Çünkü orada bir hikaye var sürekli anlatılan, onun üzerinden inşa edilen bir öteki Müslüman algısı var. Ama söz konusu terörist bir beyaz olduğunda, bir Hristiyan olduğunda aynı çabanın orada gösterilmediğini görüyoruz" dedi.

Konuşmasında Katar krizine de değinen Kalın, başından itibaren Türkiye'nin tüm taraflarla diyalog içerisinde olduğunu hatırlattı. Kalın, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

"Katar ile dört Arap ülkesi arasında başlayan kriz bugünde devam ediyor. Bu kriz ortaya çıktığından beri biz bütün taraflarla temas halinde olduk. Suudi Arabistan'la Birleşik Arap Emirlikleri ile Kuveyt ve Katar ile bu krizin çözülmesi ve tansiyonun düşürülmesi için çok yoğun bir çaba içerisindeyiz. Sayın Cumhurbaşkanımız konuyla ilgili olarak 20'ye yakın telefon görüşmesi yaptı. Çeşitli dünya ve bölge liderleriyle temasları oldu ve biz meseleye şöyle baktığımızı ifade ediyoruz. İki dost, iki kardeş, iki müttefik birbiriyle ihtilafa düştüğünde, birbiriyle gerildiğinde siz buna nasıl tepki verirsiniz. Elbette bu ihtilafın giderilmesi için bir çaba sarf edersiniz. Bizde bu gayretle bütün taraflarla temas içerisinde olduk. Özellikle Katar'a karşı uygulanan ambargonun Katar'daki insanların günlük yaşamlarını etkilemeye başladığını gördüğümüz andan itibaren de özellikle insani yardımlar noktasında hem kurumlarımız hem STK'larımız hem de iş adamlarımız harekete geçti. Bunun son derece insani meşru bir çaba olduğunu da ifade etmeliyiz. Suudi Arabistan bölgenin en büyük, en güçlü ülkesi olarak bu krizin müzakere edilerek çözülmesi noktasında oynayabileceği çok önemli bir rol var ve bunu da biz sayın kralın gayretlerini de esirgemediğini de biliyoruz. İnşallah önümüzdeki günlerde somut neticeler alma imkanımız olacak bu konuda. Tabi ortaya atılan ithamlar hafife alınacak gibi değil. Bir ülkeyi teröre destek vermekle suçlamak çok ciddi bir iddiadır ve ciddiye alınması lazımdır. Ama iddia edenlerin de bunu ispatlayacak delilleri elbette ortaya koyması beklenir. Ben Katarlı yetkililerin de bu iddiaları ciddiye aldıklarını ama bir takım deliller beklediklerini de biliyorum. Terör örgütü dendiğinde şahısları ya da kurumları terör örgütleri listesine almanın da belli bir kabul edilebilir objektif standartlarının olması gerekir. Bunu keyfi bir şekilde yaparsanız inandırıcılığınızı yitirirsiniz. Özellikle terör örgütlerinin tespiti bu listelerin hazırlanması konusunda BM kriterlerinin dikkate alınması gerekiyor."

(Volkan Kayalar /İHA)

Yorum Yaz