15 EKİM 2018 PAZARTESİ

'2023 YILINDA İLK REAKTÖRÜ İŞLETMEYE ALMA HEDEFİMİZ VAR'

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, 'Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nde 2023 yılında ilk reaktörü işletmeye alma hedefimiz var' dedi


'2023 YILINDA İLK REAKTÖRÜ İŞLETMEYE ALMA HEDEFİMİZ VAR'
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, "Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nde 2023 yılında ilk reaktörü işletmeye alma hedefimiz var" dedi.

Dönmez, ayrıca rüzgarda ve güneşte her yıl bin MW kurulu gücü artırmayı hedeflediklerini belirterek, "Biliyorsunuz yenilenebilir enerji kaynaklarını destekleme kanunumuz var bizim YEK dediğimiz. Orada onların bir alım garantisi var, 10 yıl süreli. Eğer cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle uzatılmazsa 2020'de son bulacak. Ama biz YEKA'lara devam edeceğiz" diye konuştu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dönmez, aralarında İhlas Medya Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar'ın da olduğu gazetelerin Ankara temsilcileri ile kahvaltıda bir araya geldi. Gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevaplayan Bakan Dönmez, "Temmuz 10'u itibariyle yemin ettik başladık. Bugün itibariyle 2 ayı bitirdik. Üçüncü aya giriyoruz. Bizim bir de ev ödevlerimiz var. Biliyorsunuz 100 Günlük Eylem Planı. Arkadaşları da sıkıştırıyoruz. Bizim bakanlığımızla alakalı 17 civarında bir hedefimiz var ilk 100 gün içerisinde yetiştirilmesi gereken. İnşallah onları da zamanında yetiştireceğiz" dedi.

Bakan Dönmez, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şimdi Sayın Cumhurbaşkanımızın geçen kabine toplantısındaki talimatları ile ikinci 100 güne hazırlanıyoruz. Kısa vadeli olunca daha iyi odaklanmış oluyorsunuz. Normalde biz yıl başında 5 yıllık bir plan yapmıştık. Geçen sene başlattığımız bir çalışma var kurumsal hedefler ve yönetimle alakalı. Bütün kurumlarımızın bu anlamda bir yıllık hedefleri var. Bir de 5 yıllık uzun vadeli hedefleri var. Onları da 3'er aylık dönemler halinde izliyor. Ben 6 ayda bir izliyorum. Yıl sonu geldiğinde de hangilerini yaptık yapamadık arkadaşların da karne notu çıkmış oluyor. Özel sektörün belki de uzunca bir süre yaptığı bir şey bu, hedeflere göre çalışma. Stratejik yönetim anlayışının bir gereği bu. Öyle olunca kimin ne yapacağı da belli ve değerlendirmeleri daha objektif yapabiliyoruz. Kamuda bu zaman zaman bir eleştiri konusudur. Bakanlığımızda atadığımız arkadaşların hedefleri belli, ne yapıp yapmadığını sorgulayabiliyoruz. Kamuda denetim enteresandır. Yaptıklarıyla alakalı sorgulanır. Yapmadıklarıyla alakalı pek sorgulanmaz. Bu anlayışı da değiştirmek lazım. Biz biraz bunu yapmaya çalışıyoruz. İnsan yaparken hata da olabilir, unutabilir. Bunları tolere edebiliriz ama yapmadığınız bir işten dolayı belki de bizim ciddi manada bir kaybımız da olmuş olabilir. Tabii ki yaptıklarımızdan da sorumluyuz. O ayrı hadise. Ama yapmadıklarımız da yaptıklarımız kadar önemli. Neyi ıskalamış oluyoruz aslında ona bakmak gerekli. Çünkü bizim piyasada Bakanlık olarak baktığımızda hem kamu hem özel sektör çok kısa vadede karar aldık, şimdi bunu uygulayalım, meyvelerini toplamaya başlayalım yok. Bir yatırıma karar verdiğinizde en az 4-5 yılınızı tüketiyor. Bir de inşaat öncesi bir takım izinler, lisanslama süreçlerine baktığınızda bu büyük projeler için daha fazla zaman tüketiyor. Bu açıdan dünyada bundan farklı değil. Düzenlenmiş piyasalarda izin süreçlerinin uzunluğu, özellikle çevre mevzuatıyla birlikte tüm dünyada arttı. Bu daha fazla zaman tüketir hale geldi. Projenin hazırlanması, finansmanı, kredi teminleri vs. bunları da koyduğunuzda zaten en az birkaç yıl bu şekilde gidiyor. Ondan sonra da inşaat faaliyetleri bir yerden sonra başlıyor. Aslında o teknik daha kolay baktığınızda. O açıdan biz arkadaşlara diyoruz ki arz güvenliği ile ilgili daha önceki planlarımız, 5-10 yıllık planlarımız vardı. Geçtiğimiz yıl bunu 100 yıla çıkardık. 100 yıl tabii çok afaki bir şey ama en azından 2050'ye kadar Türkiye'de enerji tarafında hem arz hem talep neler olabilir, hangi olaylar gerçekleşirse oyunu değiştirebilir bunu böyle geniş bir perspektifte de baktık, inceledik. Aksi takdirde bugün heyecanla önümüze gelen konuya bu çok iyiymiş deyip sarılıp gittiğinize aslında bakıyorsunuz ki ya teknolojiyi ıskalıyorsunuz ya eski bir teknolojinin peşine dalmış oluyorsunuz. Bu önemli. Bir de biz hep daha çok konuyu elektrik ve gaz çok klasik anlamda hem sanayide kullanım hem de evlerimizde aydınlanma olarak görsek de hem kaynağından üretilmesi, hem iletilmesi, hem de dağıtılmasında ciddi bir teknoloji var. Talebe göre bir kısmı devreye giriyor, bir kısmı devreden çıkıyor. Bunların büyük kısmı yazılım ve donanımlarla birlikte yapılıyor."

Özel sektör tarafına yapılan yatırımların tutarına, üretim, dağıtıma bakıldığında bunun 95 milyar dolar olduğunu belirten Bakan Dönmez, bu dönemde ciddi bir yatırım yapıldığını söyledi. Bakan Dönmez, "Aslında bizim bu alandaki başarı göstergelerimizden biri bu hem de yerli sektörün hem de yabancıların bu işe inançlarının bir gereği olarak görüyoruz. Daha önce bunları kamu eliyle yıllarca sürüyordu bir baraj, bir santral yapmak. En az 10 yıl, 15 yıl. Biz kaynağı çeşitlendirdik. 2002'den önce bizim 15 MW yap-işlet-devret bir rüzgâr santralimiz vardı. Bugün 7 bin MW'leri aştık. Güneş mesela çok iyi gidiyor. Geçtiğimiz yıl biz bir yılda 5 bin MW'a yaklaşan bir güneş santrali kurduk. Burada da ağırlıklı olarak bu lisansız dediğimiz daha çok küçük yatırımcının devrede olduğu tesisler oldu. Biz bu sene toplam ürettiğimiz elektriğin, rüzgâr ve güneş birlikte baktığınızda yüzde 10'unu bu kesimden elde ediyoruz" diye konuştu.

"RÜZGARDA VE GÜNEŞTE HER YIL BİN MW KURULU GÜCÜMÜZÜ ARTIRMAK GİBİ BİR HEDEFİMİZ VAR"

"Projeksiyon var mı?" şeklindeki soruya Bakan Dönmez şöyle cevap verdi:

"Şöyle yapmayı planlıyoruz. Rüzgarda ve güneşte her yıl bin MW kurulu gücümüzü artırmak gibi bir hedefimiz var. Biliyorsunuz yenilenebilir enerji kaynaklarını destekleme kanunumuz var bizim YEK dediğimiz. Orada onların bir alım garantisi var, 10 yıl süreli. Eğer cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle uzatılmazsa 2020'de son bulacak. Ama biz YEKA'lara devam edeceğiz. İlk başlarda yenilenebilir kaynakların tüm ülkelerde desteklenme gerekçesi bir yatırım miktarları bunların yüksekti. İki, bunlar kesintili kaynak olduğu için sürekli üretim yapamadığından kapasite kullanım oranları düşüktü. Yani bir termik santral gibi bir doğalgaz, kömür, nükleer gibi yıl boyu çalışan santraller değil. Kapasite kullanım faktörü rüzgâr santralleri Türkiye için ortalama yüzde 35-40. Güneş yüzde 20-22. Bazıları diyor ki sadece rüzgâr ve güneşten biz ülkenin bütün elektrik ihtiyacını karşılayamaz mıyız? Karşılama imkânımız yok. Sebebi de kesintili olması."

Bir gazetecinin Almanya'nın da bu yöne doğru gittiği yönünde bir duyumu olduğunu söylemesi üzerine Bakan Dönmez, çok kısa vadede bu teknolojik olarak mümkün gözükmemekle birlikte bunun üzerinde çalışıldığını ifade ederek şunları söyledi:

"Biz de geçtiğimiz yıl sanırım bir gün öyle bir şey yakaladık. Talebin de düştüğü saatlerdi hafta sonu tatil günlerinde. Tüketilen elektriğin hepsini karşılayacak eğer o sırada rüzgâr iyi esiyorsa, güneş varsa, hidrolikleri de tabii yenilenebilir kattığımızda onu karşılayabiliyor. Ama yağışsız sezonlarda bu sene biz böyle kurak bir sezon yaşıyoruz hidrolik kapasitemizi de tam kullanamıyoruz, üretim düşüyor. Rüzgâr sezonsal olarak değişebiliyor. Güneş yaz-kış ve gece-gündüz farklılığından dolayı düşüyor. Ondan dolayı da mecburen şöyle çalışıyor sistemler. Yenilenebilir ne kadar üretirse alalım eksiğini bu baz klasik santrallerden tamamlayalım."

Elektrik depolama ile ilgili YEKA ihalelerinden birinde güneşle ilgili kısmen depolama şartı getirdiklerini söyleyen Bakan Dönmez, Niğde Bor, Urfa ve Hatay'da 90-100 MW'lık batarya teknolojisiyle üretilenin depolanması ve akşam saatlerinde şebekeye verilmesiyle alakalı bir çalışma yürüttüklerini ifade etti. Bakan Dönmez, "Bu bataryayı üretme konusunda bir çalışmanız var mı?" sorusuna şu karşılığı verdi:

"YEKA'da biliyorsunuz belli oranda yerlilik şartı aradık. Mesela güneşte yüzde 65 oldu en son rüzgâr santrali yaptık, orada yine yüzde 60-65 oldu. Teknolojiye dönük inşaat hariç yeni YEKA'da güneş paneli vesaire yerli üretilecek. Batarya ile ilgili kısma da bakıyoruz ne kadar yerlileştirebiliriz diye. Lityum iyon bataryaları dünyada üretebilen 2-3 ülke var dünyada, ham madde tedariki de zor bir ürün. Bu 90-100 MW'larda yüzde 100, yüzde 80 yerlilik oranı yakalama imkânı yok gibi görünüyor. Burada aslında arkada yatan batarya management software dedikleri batarya yönetim sistemi var. Yazılımla bunlar denetleniyor, onun Türkiye'de yerlileşme imkanı var. Ayrıca bunun paketlenmesi, soğutma-ısıtma sistemleri vesaire arkadaşlar çalışıyorlar en azından yarısını yakalayalım dedik. Donanımla yazılımla beraber olabilir gibi gözüküyor. Bu batarya teknolojisi sekiz on teknolojiyi daha drive ediyor. Bizim elektrikli otomobil projemiz var, onlara da dedik ki bu işe girerlerse kendi projeleri açısından bir startup proje olarak da olabilir diye düşünüyoruz."

Bakan Dönmez, elektrikte yeni bir kararnameyle tarla bahçe uygulamasını kaldırdıklarını ve çatı cephe uygulamasına doğru gideceklerini söyledi. "Kendi enerjilerini üretmeleri için okullara, statlara yönelik bir teşvik olacak mı?" şeklindeki soru üzerine Bakan Dönmez, "Kamu özel ayrımı yok. Hastanelerde dâhil buna burada depolama zorunluluğu yok. 10 KW ürettiniz 5 KW tükettiniz, geri kalan 5 KW'ı şebekeye satmış oluyorsunuz. Aylık bazda her saat ne kadar aldınız sattınız çıkartıyoruz. Toplamda satış miktarınız 500 KW çıktı, onun bedelini alıyorsunuz ya da daha fazla tüketmişsiniz o zaman da farkı elektrik faturasıyla ödemiş oluyorsunuz. Konutlar için 10 KW, iş yerlerimizin şebekeye bağlantı gücü sınırına kadar üretilebilir 1 MW'ı aşmamak kaydıyla üretim yapabilir" cevabını verdi.

Güneş enerjisi ile elektrik üretiminde 10 KW'ya kadar gelir vergisinden muaf olduğunu belirten Bakan Dönmez, "Satış bedeliniz enerji bedeli olarak kaç kuruştan alıyorsanız aynı bedel üzerinden satma hakkınız var. Haziranda yaptığımız araştırmaya göre ortalama Ankara'daki bir ev için 7 senede sistem kendisini geri ödüyor" dedi.

Bir gazetecinin, "Sayın bakanım bize biraz Soçi'den bahseder misiniz? Hem Akkuyu Nükleer Santrali hangi aşamada? Ne olacak? Ne bitecek? Hem Türk Akımı, Türk sınırına geldi 2019'da faaliyete geçmesi düşünülüyor. Yine o proje kapsamında Türkiye'de ayrı bir hat çekilmesi gibi bir yedek seçenek vardı. Hani özetle dünkü görüşme içerisinde bunlar" sorusuna Bakan Dönmez, "Evet. Dünkü görüşmelerde enerji başlığı vardı. Zaten biliyorsunuz Rusya ile ilişkilerde enerji sürekli olarak olan bir gündem. Dün de gayet olumlu geçti. Hem her alanda olumlu görüşmeler yapıldı" cevabını verdi.

"AKKUYU NÜKLEER GÜÇ SANTRALİ'NDE 2023 YILINDA İLK REAKTÖRÜ İŞLETMEYE ALMA HEDEFİMİZ VAR"

Rusya ile Akkuyu Nükleer Güç Santrali ile ilgili çalışmaların devam ettiğini söyleyen Bakan Dönmez, "2023 yılına inşallah bir aksilik olmazsa Cumhuriyetimizin 100. yılında orada ilk reaktörü işletmeye alma hedefimiz var. Türk Akımı iki hattan oluşuyor. Bir tanesi doğrudan Türkiye'deki tüketime dönük bir hat. Yaklaşık 16 milyar m3 yıllık taşıma kapasitesi var. Yine benzer bir hat daha var. O da ikinci hat. Şimdi birinci hattın su altı boru işlemleri bitti. İkinci hatta da sanıyorum yüzde 60'ını bitirdiler. O yapım işini biliyorsunuz Gazprom, karşı taraf üstlenmiş durumda. Birinci hattın "reciving terminal" dediğimiz bir ölçüm kontrol istasyonu var, orada da çalışmalar başladı. Bu hattın bizim iş şebekemize olan, BOTAŞ yapıyor onu da, bir bağlantı noktası var. Aşağı yukarı 70 km'lik. Onun da ihalesini yaptık. Önümüzdeki yıl, 31Aralık 2019'dan önce gaz geldiğinde bizim şebekeye basılabilir hale gelmiş olacak. İkinci hatta Gazprom'un çalışması devam ediyor. İnşaat tarafı su altında ve üstünde oradan da çıkan hat Bulgaristan'a nakledilmiş olacak. Bulgaristan üzerinden hangi ülkeler alacaksa Avrupa'ya doğru gitmiş olacak. İkinci hattın durumu da böyle" dedi.

Bakan Dönmez, doğalgazı Rusya'dan Karadeniz'in altından gelen hatla alacaklarını söyledi. Mavi Akım gibi olup olmadığının sorulması üzerine ise Bakan Dönmez, "Evet, Mavi Akım gibi. O biliyorsunuz Samsun'dan giriş yapıyor. Bu şimdi Tekirdağ'dan giriş yapacak. Bizim de batıda talebimiz şehir olarak, orada hem sanayi hem community olduğu için, teknik açıdan da oradan giriş yapıyor olmasının bizim için önemi büyük" değerlendirmesini yaptı.

Sinop ve üçüncü santral ile ilgili soru üzerine Bakan Dönmez, "Sinop'ta Japonlar ile çalışmalarımız var. Şimdi onlar fizibilite çalışmasını yapıp sundular. Bizim ekibimiz o fizibiliteyi inceliyorlar" cevabını verdi.

"Japonlar sundular mı fizibiliteyi?" şeklindeki bir başka soruya Bakan Dönmez, "Sundular. Temmuz'da, yeni sundular. Arkadaşlarımız inceliyor. Üçüncü santralde de o da büyük ölçüde Trakya gibi gözüküyor. Orada Çinliler ile görüşmemiz devam ediyor. Çinliler ile devam edeceğiz dedik. Devam ediyoruz. Orada da fizibiliteler çıkacak. Özellikler nükleer projeler, demin örneğini verdiklerim arasında en çok zaman alan projeler. Bunların lisanslanma süreci, yer seçimi Yer seçimi için en az 25- 30 tane kriter birlikte değerlendiriliyor. Yapımından daha çok bu tip izinler zaman alıyor. Bir de işin ekonomik olarak analizi de önemli tabi. Çünkü uzun dönemli bir anlaşmaya giriyorsunuz. Onun bize, orta ve uzun dönemde, hem arz güvenliğimiz açısında yükümüzü alıyor olması lazım hem de maliyetler açısından katlanılabilir, makul bir maliyeti olması

lazım" cevabını verdi.

Yorum Yaz